METİN GÜLBAY
  11-09-2021 14:04:00

Likyalılar, Luviler, İyonlar 2

Anadolu'nun en eski halklarından Luviler'i tanımaya ve onların diğer halklarla ilişkilerini öğrenmeye yönelik sorularımı yanıtlayan Prof. Dr. Fahri Işık ile söyleşimin ilk bölümünü geçen hafta yayımlamıştık. Şimdi sıra ikinci bölümde. Keyifli okumalar...

- Likya sözcüğü ilk kez ne zaman kullanılmış oluyor yani?

- M.Ö. 8. yüzyılda Homeros'la beraber.

- Ondan önce Likya diye bir sözcük yok.

- Yazı yok çünkü. M.Ö. 1200 ile M.Ö. 750 arasında Ege’de yazı yok, 9. yüzyılda Frigler'de var.

- Ama Luvilerin de bir yazısı var..

- Tabii hiyeroglif yazısı var, kendi buluşları. Bakın o çok ilginç. Hititlerin hiyeroglifi Luvi hiyeroglifidir. Hititler açık alandaki kaya yazıtlarını hep Luvi hiyeroglifiyle yazar. Çivi yazısı sadece devlet arşivlerinde, yani tabletlerde kullanılmıştır. Bu şunu da gösteriyor ki Luviler sadece kıyıda değil Orta Anadolu'da da vardı. Hitit kaya anıtlarının bir amacı var, oradaki egemen kimdir, bunu göstermek. Hitit yazısının halka yönelik olanı Luvi hiyeroglifi ise, bu  Luvi kültürünün gücünü gösterir. Bu resim yazısı nereden geldi, şimdi o tartışılıyor.

- Birilerinden almışlar diye mi tartışılıyor?

- Hayır kendi yaratısı. Eğer bu coğrafyada yaşamasa, nerede yaratabilir bunu? Hatta diyorlar ki, Göbeklitepe'deki** küçük buluntular üzerinde çiziktirilmiş işaretler var, bu işaretler ola ki  Luvi yazısının başlangıç aşamasındaki ilkel şekli olabiliri düşünmeye başladı kimi bilimciler.

- Yani milattan 10 bin yıl önceye gidiyor olabilir...

- Ama tabii kanıtlamak çok zor. Bir şeyler var ama, resim yazısına yönelik olarak, düşünceyi resimler dışında çizgiyle, işaretlerle anlatmaya yönelik bir çaba var orada. İşte Luvi hiyeroglifinin ortaya çıkmasını bu çabada arıyorlar. Benim yazdığım ve önemsediğim bir durum var, Luvilerin M.Ö. 3.bin yıldan önce de Anadolu’da var olduğuna ilişkin...

- Lafı ağzımdan aldınız, Luvilerden önce kimler vardı ya da var mıydı Anadolu'da?

- Bizim bir amacımız vardı. Bunu öğrenmeye yönelik olarak Patara'da ve Tlos'ta olduk.

- Okurlara yardımcı olmak için Patara'nın Likya Birliği'nin başkenti olduğunu söyleyelim.

- Evet evet, aslında Likya-Pamfilya çifte eyaletinin de başkenti, Dalaman Çayı’ndan Manavgat Çayı’na uzanan toprakların. 1988’de Patara’da kazıya başladık, Tlos'taki yüzey araştırmasını da 2005 yılında kazıya dönüştürdük. Likya uygarlığı üzerindeki bilinmezleri, geçmişi, tarihi üzerindeki karanlığı sadece bu iki kent aydınlığa çıkarabilirdi. Çünkü Tlos Hitit metinlerinde  Dalawa diye geçer.  Talawa (Likçe), Tlos (Yunanca). Bazı Hitit metinlerinde hatta Lukka ülkesi yerine Dalawa ülkesi denir, Ksantos Vadisi yani.

Homer ve Herodot’ta da Likya bu Vadi’dir. Bu vadiye Hititler bu kadar önem veriyorsa eğer, üstelik Lukka ülkesine Dalawa ülkesi diyorsa, Tlos çok önemli olmalıydı. Patara'nın önemi zaten Likya’nın ana limanı önemindeki haliçten kaynaklanıyordu. Bugün herkesin kabul ettiği bir şey var. Likya bölgesinde, yani Tlos, Pinara, Ksanthos ve Patara gibi en büyük dört kenti barındıran Homeros’un ve Herodot’un Likyası Ksantos Vadisi'nde erken ne varsa, dışarıdan gelen, ticaretle gelen, ister malın kendisi ister etki, Patara limanı olmadan gerçekleşemez. Bu liman Vadi’yi dünyaya açıyor. Bu nedenle bu iki kenti biz çok önemsedik, yanılmadığımızı da gördük.

Daha önce 1950’den beri Fransızlar çalışıyordu Vadide. Bizim yabancılardan yana bir sorunumuz yok, uygarlık, kültür bütün dünyanındır, herkesindir, buraları bize sadece emanettir, pahalı bir mirastır, bilimsel yönden bunu herkes paylaşabilir. Ama biz 1988’de Likya’dayken bütün Likya’nın “kesin” tarihini Ksanthos ve Letoon’da kazı yapan Fransız meslektaşlarımız belirlemişti. Tarih, M.Ö. 8. Yüzyıl sonundan erkene inmiyordu. Bizimle Patara’nın ve Tlosun tarihi M.Ö. 6. bine ve Ksanthos Vadisi’nin tarihi 9. bine inince ve de Yunan-Likya uygarlığı, Anadolu-Likya’ya dönüşünce düşündüm ki keramet bizde olamazdı.

- Ne anlama geliyor bu, açar mısınız biraz?

- Demek istediğim o ki bilginin peşine düşülmemiştir. Yunan hayranlığıyla yarattıkları 200 yıllık dogmanın bir hedefi olarak Likya'nın Yunanlığı istedikleri bir sonuçtur çünkü.  Eğer Ksantos Hitit metinlerinde Awarna olarak biliniyorsa ve Likçe adı Arnna ise, bey kalesini kaya tabana kadar açtığında Geç Tunç Çağ yerleşimini, yani Awarna’yı bulamamışsan, yerleşimin başka yerlerinde aranması beklenirdi onun.

Likya'nın bu başat kentinde M.Ö. 700’den önceki zamanlardan bir şeylerin olmaması mümkün mü? Bir taş balta bulunmuş mutlaka M.Ö. 1200 öncesi yaşamın varlığına iz veren, o da kalenin aşağısında nehir kenarında... Bu iz kentin başka yerlerinde sürülmeliydi, bu yapılmamıştır. Biz her iki yerleşimde de “Likya karanlığını” aydınlatmak için bir arkeoloğun öncelikli görevi olarak dip tarihin peşinde olduk ve bulduk. Bizim Patara ve Tlos'ta kent içinde, Girmeler Mağarası ile vadide açtığımız yol Likya'nın yolunu açtı. Bugün artık kimse Likya uygarlığına Yunan uygarlığı diyemiyor. Kimse ilk M.Ö. 700’lerde Yunan etkisiyle ortaya çıkan, Anadolu’ya yabancılaşan bir uygarlık da diyemiyor. Bu uygarlık yerli Anadolu uygarlığıdır. Yaratıcı İyonyalı ustalara Yunandır deniyordu,  İyonların da Yunan olmadığı anlaşıldı.

Peki nedir Likya'da Yunan olan, yabancı olan? Zaten kendi kapalı coğrafyada öncelikle geçmişe bağlılık aranır. Biz bunu bulduk. Bizden önce M.Ö. 700’den erken bir Likya yok deniyordu. Peki M.Ö. 2.bin yılda Lukka var mı? Vardı ama, onlara göre arada 400-500 senelik bir karanlık vardı. M.Ö. 1200-700 arasındaki bu karanlıkta geçmişle bağ kopmuştu, 7. yüzyılda Rhodoslu Yunanlar başta olmak üzere, burayı uygarlaştırdı, buraya kültür getirdiler. Patara'da biz şimdi 6.bin yıla geldik, Tlos'ta de öyle. Ksantos Vadisi'nde Girmeler mağarasıyla 9.bin yıla gelindi, Göbeklitepe zamanına. Ara ara boşluklar var. Ama onları önemsemiyorum, zamanla dolacak. Eğer Girmeler mağarasında oturan ilk insan bu yaşama elverişli Ksantos Vadisi'nde sürekli ise o zaman onun sonraki çağlarda, en son Demir Çağı Likyasında, aynı halk olduğunu düşündürür.

Eğer Lukkalar ve Likyalılar Luvi halklarından aynı boy iseler, Luvilerin başlangıçtan beri bu vadide yaşadığını, yerli olduğunu gösterir. Kültürde, sanatta, düşüncede süreklilik buna götürüyor gibi. Aynı şeyi ben Pamfilya'da da düşünmekteyim. Diyeceğim,  bu halkların dışarıdan gelme olasılığı, yerli olma olasılığından çok daha az. Ksantos Vadisi'nde yapılacak olan kazılar zamanla mutlaka yeni veriler ortaya koyacak ve o yeni veriler aynı halkın sürekliliğini de ortaya koyacak. Çünkü çok önemli bir yol gösterici var önümüzde, çok değerli bir bilim insanı Bahadır Alkım diyor ki, "Anadolu'da prehistorik dönemden 2.bin yıl içlerine kadar farklı etnik kültürlerin yaşadığı ve yarattığı bir uygarlık vardı. Bu uygarlıkların biri diğerini etkiledi. Bunlar bir bütün oluşturdu. Bu bütüne Anadolu Uygarlıkları diyebiliriz."

Efendim bu şu halktandı, bu öbür halktandı değil. Bunu sen ne Yunanistan'da ne İtalya'da ne dünyanın başka bir yerinde görebilirsin. Bu kadar bin yıllık süreçte halkların biri diğerini etkileyerek bir bütün oluşturmaları ve o uygarlığa Anadolu Uygarlığı denmesi, işin özü bu. Bahadır hocamın bu deyişini göz önüne alırsak Likya'da 9 bin yıllık bir süreklilik beklenir.

- 9.bin yıl dediğiniz kesinleşmiş değil ama, bir varsayım koyuyorsunuz ortaya?

- Hayır 9. bine inildi, kazıyla ortaya çıkan bulgularla bu tarih kesin.

- Luvice bir şey bulundu mu?

- Hayır canım yazı mı var ki bulunsun? Anadolu'da 2.bin yıldan önce yazı yok ki. Asur koloni döneminde Asur çivi yazısı vardı, yayılmadı, ilk defa 1700'lerde Hititlerle başladı yazı. Zaten yazı olsa kolay. Bu nedenle diyorlar ki biz yazı olmadığı için Çatalhöyük'te Hacılar'da Alacahöyük, Beycesultan ya da Troya'da yaşayan insanların kimliklerini bilemiyoruz. Ama yazı ortaya çıkınca görüyorsunuz ki Luvi dili bütün Anadolu’ya yayılmış. Yani geçmişten gelen bir şeyler de aranmalı bunda. E bu bir rastlantı mıdır? Yazı ortaya çıktığında bu halkların özellikle Luvi çevresinde toplanması bir rastlantı mıdır? Zaten bilim insanları Anadolu'nun eski dönemlerini, yaratılara, düşünceye dayanarak süreklileştiriyor.

- Benim bilgilerimle çelişen bir şey var izninizle onu sorayım. Hep biliriz ki 50-60 bin yıl önce Homo Sapien Afrika'dan yola çıkıp önce Asya'ya sonra oradan aşağı inip Hindistan'a gitti. Orada Hint Avrupa kavimlerinin nüvesini oluşturdu. Belki bir on bin yıl sonra da kuzeyden ya da Kafkaslardan Avrupa'ya geçtiler. Ama siz diyorsunuz ki Hint Avrupalılar Anadolu'daydı, Anadolu'dan geçtiler batıya.

- Hayır elli bin yıl önce öyle bir şey yok. Yani Anadolu'da Dursunlu'da 600 binli yıllar saptandı, Yarımburgaz'da 500 binli yıllar saptandı, Mehmet Özdoğan özellikle Trakya'da yaptığı kazılarda kültürün olduğu gibi Anadolu üzerinden Avrupa'ya batıya gittiğini ortaya koydu. Batılı bilim insanları da aynı şeyi söylüyor. Burada bir sorun yok. Ben Batı Uygarlığı’nı yaratan İyonlar Yunan değildir dediğimde çıkıyor sorun. Sorunuz aslında uzmanlığım dışında. Kendi alanımda bile çok az şey bildiğimi şu anda yazdığım kitaptan anlıyorum. 1995'te aynı konuda makale yazmışım, Allahtan ki büyüklenip de büyük söz söylememişim, yanlışa girmemişim...

- Peki Yunanların Anadolu ile bağını nasıl kuruyorsunuz?

- Bir tek yazıyla kuruyorum. Dil ikinci dil.

- Yunanların bir ortaya çıkışı var ama...

- Yunanlar kendi toprağında ortaya çıkıyor Hellas'ta.

- Onların Anadolu ile bağını nasıl kuruyorsunuz?

- Ortak olan Ege Denizi üzerinden ticaretle, o ticaret ile bu yazı Yunanca oldu. Onlar M.Ö. 1450 dolaylarında Girit'i ele geçirince, Thera volkanının patlamasıyla Girit yerle bir olduğunda bunu fırsat bildiler. Girit, deniz imparatorluğu kurmuştu, onun da mirasına kondu Akhalar. Bu yolla yerli Anadolu halklarının aksine denizci bir halk oldular. O zamandan başlayarak tüm kıyılarda, Akdeniz ve Ege kıyılarında Yunan tüccarlar...

- Koloniler kurdu...

- Güney İtalya ve Sicilya’da var kolonileri. Marmara ve Karadeniz'deki seksen kadar koloninin kurucusu Milet’tir. Yunanlar Doğu Akdeniz’de kurdularsa ticaret üssüdür o. Koloni bir tek Anadolu'ya has çok şükür, bu coğrafyada başka yerde Yunanlar koloni kurmuyor, Anadolu'nun kıyıları koloni oluyor, neden? Çünkü Anadolu'nun batısında bugünkü Batı uygarlığı yaratıldı, ona sahip çıkmak bütün dertleri.

- Koloni sözüne niye karşı çıkıyorsunuz?

- Öyle bir şey yok ki, Yunanların Anadolu’da önemsenecek kolonisi yok ki. Byzantion dendi, bugünkü İstanbul, onlar gelmeden Sarayburnuna, önceden yerli yerleşim vardı orada da.

- Batı Anadolu'da var ya...

- Nerede var?

- Batı Anadolu kıyılarında...

- Koloni değil ki onlar, yoğun ticaretle iç içe yaşanan yerli Anadolu kentleri diyorum ya...

- Yunanlar hiçbir şekilde Anadolu'ya geçmediler mi diyorsunuz?

- MÖ 5. yüzyılda sözde Perslere karşı koruyucu kisvesiyle uzaktan egemen olmaya çalıştılar, sevilmediler. İskender’i diyorsan, Makedon o. Kıbrıs bile ticaretle Yunanlaştırıldı, Yunan olmadı. Girit de öyle. Eskinin hangi zaman diliminde bir Yunan Krallığı ya da Yunan Birliği var oldu ki? Yunan Devleti yoktu, kent devletleri vardı. Kıbrıs ve Girit'in tarihi Yunanlar Ege’ye inmeden binlerce yıl eskiye, Neolitik zamanlara iner, kendi özgün yazıları özgün dilleri, kültür ve sanatları vardı. Denizlere egemenliğin, ticaretin gücüyle onlar da Demir Çağı içlerinde Yunancaya döndü.  M.Ö. 7. ve 6. yüzyılda temelden seksen yeni kent kuruluyor Marmara ve Karadeniz'de, bunu kuranlar Miletliler. Milet'in adı Millawanda, bunlar Luvi. Milet kolonilerinin tümüyle bir Milet projesi olduğunu, Yunanistan'la ilişkisi olmadığını sadece Karyalılar'ın katıldığını, Norbert Ehrhardt’ın geniş kapsamlı kitabı dünyaya tanıttı. M.Ö. 8.yüzyılda Homer diyor ki Milet ve çevresinde Karca, Luvicenin kolu, konuşulur.  M.Ö. 5.yüzyılda Heredot da aynı şeyi söylüyor. Milet'te, Priene'de, Myus ve Mikale yarımadasında halk Yunanca konuşmaz demeye getiriyor. Thales'in babasının adı Heksamyes ise ve yine ön Sokratik düşüncenin yaratıcısı Prieneli Bias'ın babası Teutames ise ve bu isimler Luvice ise...  Oğullar nasıl Yunan olur, oraları nasıl Yunan kolonisi olur? Batılıların kazılarıyla ilgili demin biraz ağır konuştum, ama asıl mesele o değil, mesele M.Ö. 1500'lerden başlayarak ve özellikle 1200-500 arası Batı Anadolu’da buldukları her şeyi tek doğrulu bir Yunan gözüyle yorumlamalarında. Değerlendirdikleri her şey tek yönlü, tek doğrulu. Buna ne kadar bilim denebilir, ben diyemiyorum.

Sanki burada başka bir halk yok,  sanki 12.yüzyılda savaştan canlarını kurtaran Yunanlar Anadolu’ya sığındığında ne Priene vardı, ne Milet vardı, ne Efes vardı, ne Foça vardı, hiçbiri yoktu, sanki onlar bomboş toprağa, kültürsüz bir ülkeye geldi... böyle bir şey olabilir mi yahu? Daha sonra Persler egemen oluyor Anadolu'ya yani Lidyalılar'dan sonra, Persler'den sonra İskender geliyor, İskender  Yunanla ilgisi olmayan bir Makedon Krallığı’nın başı. Sonraki iki yüzyıl zaten Makedonlar egemen tüm coğrafyaya, Ege ve Doğu Akdeniz coğrafyasına, sonra Roma geliyor. Peki Yunan nerede? Bizans mı Yunan, hayır. Bizans diye bir şey yok, onlar kendilerini Romaioi diye nitelendiriyor, yani Romalı. Tüm yazıtlar öyle, Bizans Batılıların uydurduğu bir ad. Onlar kendilerine Romaioi diyor.

Antik döneme ait tanınmış Pauly ansiklopedisinde, "1850'li yıllara kadar İstanbul'daki Rumlar kendilerini Romalı olarak nitelendirirdi" diye yazar. Ondan sonra Batılılar Bizans diye olmadık bir şey yarattılar. Peki Romaioi neyle bağlantılı, Rum ile bağlantılı, oradan uyarlanmış. Biz onun için Rum demişiz onlara. Niye Yunanı Rum'dan ayırıyoruz? Neden oradakine Yunan diyorsun da buradakine Rum diyorsun? Ya da Kıbrıs'takine Rum diyorsun? Çünkü farklı halklar. Bizim Rum dediklerimiz Yunanistan'dan gelenler değil, M.S. 4.yüzyıldan bu yana Hıristiyan olan yerli Anadolu halklarıdır. Karadeniz'den Akdeniz'e kadar. Ege’den Kapadokya’ya, her taraf. Eğer İslam dini önceden gelmiş olsaydı bunlar Müslüman olacaktı. Adı Ahmet, Mehmet olacaktı ama hiçbir zaman onlar Arap olmayacaktı. Çünkü Selçuklular zamanında da dil bakımından büyük bir tehlike yaşandı. Türkçe tam ortadan kalkıyordu ki Orta Asya'dan yeni göç dalgası geldi Moğol akınlarından kaçarak, böylece halk yeniden Türkçeye tutundu. Yoksa devletin resmi yazı dili, edebiyat dili Farsça, medrese dili Arapça, böyle gidiyordu her şey. Ama o zaman ne Selçuklu ne Osmanlı bir Pers, bir Arap olmayacaktı. Bu nedenle İyon Yunan değildi ki Rum da Yunan olsun.

- Luvi Araştırmaları Merkezi'nden size ulaşan oldu, kontak kuran oldu mu?

- Oldu oldu, beraber çalışmak istiyorlardı hatta Zürih'teki merkezlerine de gittik... Biz kendi toprağımızın kültürünü ve sanatını Atatürk'ün izinde ve herkesten bağımsız olarak kendimiz ortaya koyacağız. Bizim görevimiz bu. Yıllardan beri gördüğüm tek şey var, yabancı Anadolu'da kazı yapar, eyvallah, yabancı Anadolu üzerine yazar eyvallah, ama ben bugün hiçbir yabancının acaba şunu da sorgulasak mı ki, bu böyle olabilir mi ki dediğimde, Yunan odaklı olandan öte düşündüğüne tanık olmadım. Onlar demeyince bizimkiler de demiyor tabii. Oraya bağlıyız. Peki nerede Atatürk'ün bilimde de bağımsızlık ilkesi? Nerede bu toprağa kültürüyle ve geçmişiyle, insanıyla sahiplik? Peki zor mu bu iş, hayır. Bugün Likya uygarlığına Yunan uygarlığı diyen yok. Bir iki iflah olmaz var Anadolu'da ne bulursa Yunan’ın hizmetine adanmışlıkla yorumlayan ya da umduğunu bulmamışsa susmayı yeğleyen.

Başkalarının günahını almayayım böyle bir iki sözde bilimci tipi var. Asıl mesele, emeği sömürtmeme meselesi, hakkın sahibine iadesi meselesi. Mustafa Kemal'in izinden sapmama, yani bilimde de bağımsız olma ve kendine güvenme meselesi. Eğer 1990'a kadar, Likya toprağında M.Ö. 7. yüzyıla kadar bir şey yok da şimdi 6.bin yıla, 9. bin yıla inmişsek, Akdeniz Üniversitesi'nin ve Patara kazılarının bilim insanlarıyla ve bu dünyada kabul görmüşse artık, bu iş bitmiştir. Niye Anadolu geneline yaymayalım bunu? Niye bize miras kültürleri başkasından öğrenen olalım, onlara sahipliğin sorumluluğuyla ve özgüvenle öğreten biz olmayalım?

- Türk arkeologları özgüven içinde değil mi diyorsunuz?

- Haşa, diyemem bunu, çünkü Erzurum'a gitmemiş olsaydım ben de aldığım eğitim gereği Doğu Yunancı olarak kalacaktım. Kimseyi suçlamıyorum. Arkadaşlar Doğu’dan ayrıldığında mecburen Prehistorya ve Ön Asya dersleri vermeye başlayınca kurabildim bu bağlantıları, yoksa göremezdim. Görüşlerim bilinsin, bilgi paylaşılsın diye, yazdığım Almanca makaleleri kendi dilimize çevirerek kapsamlı bir kitap yaptım. Salt bu nedenle arkadaşlarıma bir serzeniş hakkım var, çünkü emeğe hürmeten okuyup beni eleştirmeleri lazımdı, bunu yapmadılar. Hiç kimsenin o kitabı eleştirmeden eski bildiğini okuma ve okutma hakkı olmamalı.

- Anadolu Uygarlığıyla ilgili kitabı diyorsunuz.

- Evet, "Uygarlık Anadolu'dan Doğdu" kitabı. İki yıl emek verip kendi Almanca makalelerimi Türkçeye çevirdim ki ülkemde de bilinsin de, sorgulansın da, eleştirilsin de ortak bir noktaya varılsın diye bekledim. Ya yanlıştır görüşlerim ya doğruyumdur. Ama yaprağını bile açmadan... beni üzüyor. Batıyı anlarım da 200 yılın yanlışından dönmenin açmazı nedeniyle, bizimkileri anlamakta zorluk çekiyorum. Ben de 1980'e kadar hep Doğu Yunan dedim İyonlara, yazdıklarım da dediklerim de ortada zaten. Ama bir bilim insanı farklı bir şeyler görüyorsa ve onu da sağlam temellere oturtmuşsa... o zaman doğrusun ya da yanlışsın süreci başlamalı. Yani tv'lerde tartışılmalı, bilimsel toplantılar düzenlenmeli, söylediklerim sıradan şeyler değil.

- Hiç kimse de bir şey demedi mi?

- Alkış çok ama kritik yok, destek yok. Yine batıdan gelmeye başladı olumlu mesajlar. Batı Anadolu'da bir Yunan kolonizasyonu olmadığı ve Yunan olan o çanak çömleklerin de ticaretle geldiği bugün kabul görüyor. Nostoi ana başlıklı kapsamlı bir kitap var 2015'te basıldı, İngilizce, Koç Üniversitesi’nin düzenlediği ve Yunan kuruluşlarının da büyük destek verdiği büyük bir kongrenin bildirileri var orada. Anadolu Ege kıyılarında ve adalarda yapılan kazıların ilgilendiğim belirleyici dönem içindeki sonuçlarını içeriyor, Geç Tunç Çağı, Erken Demir Çağı. Orada hep benim dediklerim var, ama hiçbir dipnotta yokum ben. Belli ki doğru yoldayım. Ama bu tartışılarak bilinmeli, derdim o. Ama herkes susunca, olumsuz tek eleştiri gelmeyince ve makalelerim, üzülerek söylemeliyim ki İyonların Anadoluluğu gerçeğini içlerine sindiremeyen İstanbul Alman Arkeoloji Enstitüsü dergisi dışında, hiç tereddütsüz basılınca yolumun doğru olduğu kanısı pekişiyor bende. Yoksa ben bu söyleşiyi bugün yapamazdım.

- Bu söyleşi için çok teşekkür ediyorum.

* Görseller (Fahri Işık görseli hariç) https://www.youtube.com/watch?v=Z2y03V7kWa0&ab_channel=LuwianStudies adresinden alınmıştır. Tlos görseli Metin Gülbay arşivindendir.

** Göbeklitepe'deki kült yapıların tarım ve hayvancılığa yakın olan son avcı grupları tarafından inşa edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Diğer anlatımla Göbekli Tepe, çevredeki oldukça gelişmiş ve derinlik kazanmış bir inanç sistemine sahip olan avcı-toplayıcı gruplar açısından önemli bir kült merkezidir. Bu durumda bölgenin en erken kullanımının Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ’ın (PPN, Pre-Pottery Neolithic) A evresine (MÖ 9.600-7.300), yani günümüzden en azından 11.600 yıl öncesine dayandığı ileri sürülmektedir. (https://tr.wikipedia.org/wiki/G%C3%B6beklitepe)

 

 

  FACEBOOK YORUM
Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

Tüm Anketler
Koronavirüsden korunmak için ne yapıyorsunuz?
Bu anket'e Üye Girişi yaparak oy kullanabilirsiniz.
HABER ARŞİVİ
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
1 Beşiktaş 5 4 0 1 10 2 13 +8
2 Trabzonspor 5 4 0 1 11 4 13 +7
3 Konyaspor 5 3 0 2 7 3 11 +4
4 Hatayspor 5 3 1 1 11 4 10 +7
5 Fatih Karagümrük 5 3 1 1 11 6 10 +5
6 Fenerbahçe 5 3 1 1 6 3 10 +3
7 Altay 5 3 2 0 10 7 9 +3
8 Alanyaspor 5 3 2 0 4 9 9 -5
9 Galatasaray 5 2 1 2 8 6 8 +2
10 Kayserispor 5 2 2 1 5 6 7 -1
11 Yeni Malatyaspor 5 2 3 0 7 12 6 -5
12 Göztepe 5 1 2 2 6 7 5 -1
13 Gaziantep FK 5 1 2 2 5 6 5 -1
14 Kasımpaşa 5 1 2 2 5 6 5 -1
15 Adana Demirspor 5 1 2 2 5 8 5 -3
16 Antalyaspor 5 1 3 1 6 10 4 -4
17 Sivasspor 5 0 2 3 5 7 3 -2
18 Başakşehir FK 5 1 4 0 4 6 3 -2
19 Giresunspor 5 0 4 1 0 6 1 -6
20 Çaykur Rizespor 5 0 4 1 3 11 1 -8
Takım O G M B A Y P AV
1 Ümraniyespor 6 5 0 1 13 0 16 +13
2 Eyüpspor 6 4 2 0 10 7 12 +3
3 BB Erzurumspor 6 4 2 0 5 5 12 0
4 MKE Ankaragücü 5 3 0 2 7 1 11 +6
5 Tuzlaspor 5 3 0 2 8 3 11 +5
6 Bandırmaspor 6 3 3 0 7 6 9 +1
7 Manisa FK 6 3 3 0 9 9 9 0
8 Samsunspor 5 2 2 1 8 8 7 0
9 Kocaelispor 5 2 2 1 4 6 7 -2
10 Altınordu 6 2 3 1 8 12 7 -4
11 Boluspor 4 2 2 0 6 4 6 +2
12 Adanaspor 6 1 2 3 7 7 6 0
13 Denizlispor 6 2 4 0 5 8 6 -3
14 Menemenspor 5 2 3 0 6 11 6 -5
15 Bursaspor 6 1 3 2 7 8 5 -1
16 Gençlerbirliği 6 1 3 2 7 13 5 -6
17 Keçiörengücü 5 1 3 1 4 8 4 -4
18 İstanbulspor 4 1 3 0 6 7 3 -1
19 Balıkesirspor 4 1 3 0 3 7 3 -4
Takım O G M B A Y P AV
1 Eyüpspor 38 28 2 8 82 25 92 +57
2 Sakaryaspor 38 21 5 12 74 35 75 +39
3 Kırşehir Belediyespor 38 21 8 9 57 32 72 +25
4 Kırklarelispor 38 19 6 13 60 32 70 +28
5 Van Spor 38 21 11 6 59 35 69 +24
6 Bodrumspor 38 18 11 9 80 48 63 +32
7 Etimesgut Belediyespor 38 18 13 7 63 36 61 +27
8 Karacabey Belediyespor 38 15 12 11 52 41 56 +11
9 Turgutluspor 38 16 16 6 44 56 54 -12
10 Serik Belediyespor 38 13 11 14 51 48 53 +3
11 Pendikspor 38 15 16 7 66 53 52 +13
12 Pazarspor 38 15 18 5 60 64 50 -4
13 Tarsus İdman Yurdu 38 13 15 10 56 55 49 +1
14 Bayburt Özel İdare Spor 38 14 18 6 52 61 48 -9
15 Sivas Belediyespor 38 11 14 13 63 58 46 +5
16 1922 Konyaspor 38 11 18 9 47 49 42 -2
17 Kastamonuspor 38 8 18 12 31 58 36 -27
18 Elazığspor 38 10 22 6 61 90 33 -29
19 Mamak FK 38 6 26 6 32 121 24 -89
20 Kardemir Karabükspor 38 1 34 3 16 109 3 -93
Takım O G M B A Y P AV
1 Diyarbekirspor 30 20 2 8 43 18 68 +25
2 1928 Bucaspor 30 20 3 7 58 18 67 +40
3 Yeşilyurt Belediyespor 30 17 8 5 50 27 56 +23
4 Ofspor 30 14 5 11 43 31 53 +12
5 Arnavutköy Belediye 30 13 8 9 40 29 48 +11
6 Edirnespor 30 12 9 9 34 31 45 +3
7 Belediye Derincespor 29 10 9 10 38 29 40 +9
8 Artvin Hopaspor 30 10 11 9 41 44 39 -3
9 Fatsa Belediyespor 30 10 12 8 22 31 38 -9
10 Kızılcabölükspor 30 9 11 10 34 33 37 +1
11 Nevşehir Belediyespor 30 9 14 7 31 31 34 0
12 Çankaya FK 30 10 16 4 28 48 34 -20
13 1877 Alemdağspor 30 9 15 6 37 48 33 -11
14 Antalya Kemerspor 30 7 17 6 27 50 27 -23
15 Payasspor 29 5 16 8 29 53 23 -24
16 Manisaspor 30 1 20 9 22 56 12 -34
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 21/09/2021 Çaykur Rizespor vs Altay
 21/09/2021 Fatih Karagümrük vs Antalyaspor
 21/09/2021 Beşiktaş vs Adana Demirspor
 21/09/2021 Yeni Malatyaspor vs Sivasspor
 22/09/2021 Gaziantep FK vs Başakşehir FK
 22/09/2021 Göztepe vs Hatayspor
 22/09/2021 Kayserispor vs Galatasaray
 23/09/2021 Konyaspor vs Trabzonspor
 23/09/2021 Alanyaspor vs Kasımpaşa
 23/09/2021 Fenerbahçe vs Giresunspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 20/09/2021 Boluspor vs İstanbulspor
 20/09/2021 Balıkesirspor vs Keçiörengücü
 20/09/2021 MKE Ankaragücü vs Menemenspor
 24/09/2021 Kocaelispor vs Tuzlaspor
 25/09/2021 Ümraniyespor vs Manisa FK
 25/09/2021 BB Erzurumspor vs Adanaspor
 25/09/2021 Gençlerbirliği vs Boluspor
 26/09/2021 Bandırmaspor vs Altınordu
 26/09/2021 İstanbulspor vs Balıkesirspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 25/09/2021 Turgutluspor vs Çorum FK
 26/09/2021 Adıyaman FK vs Hekimoğlu Trabzon
 26/09/2021 Kahramanmaraşspor vs Bayburt Özel İdare Spor
 26/09/2021 Etimesgut Belediyespor vs Sivas Belediyespor
 26/09/2021 Niğde Anadolu FK vs İnegölspor
 26/09/2021 Ergene Velimeşe vs Van Spor FK
 26/09/2021 Serik Belediyespor vs Sarıyer
 26/09/2021 Sakaryaspor vs Bodrumspor
 26/09/2021 Afjet Afyonspor vs Ankaraspor
 26/09/2021 Diyarbekir Spor vs Somaspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 24/09/2021 Bergama Belediyespor vs Belediye Kütahyaspor
 25/09/2021 Fatsa Belediyespor vs Arnavutköy Belediye
 25/09/2021 Başkent Gözgözler Akademi FK vs Batman Petrolspor
 25/09/2021 Artvin Hopaspor vs Hendek Spor
 25/09/2021 1954 Kelkit Bld.Spor vs Kahta 02 Spor
 25/09/2021 Karaman Belediyespor vs Nevşehir Belediyespor
 25/09/2021 Osmaniyespor FK vs Elazığspor
 25/09/2021 Bursa Yıldırımspor vs Erbaaspor
 25/09/2021 Çatalcaspor vs Sancaktepe FK
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
YUKARI